You are not logged in.

VATAN İÇİN YAŞAYIP, VATAN İÇİN ÖLDÜLER ONLAR TOPRAĞA DEĞİL, KALPLERİMİZE GÖMÜLDÜLER..

*NiSaN*

V.I.P

  • female
  • "*NiSaN*" started this thread

Posts: 1,194

Date of registration: Jun 27th 2007

Location: İZMİR /MENEMEN

Occupation: İNTERNET CAFE

Level: 41 [?]

Experience: 2,141,795

Next Level: 2,530,022

  • Send private message

Widder

1

Friday, August 10th 2007, 8:54pm

Yaralı Zümrüdüanka kuşu

Yaralı Zümrüdüanka kuşu

Dev, Devanası’nın yanında yaralı halde yatan Zümrüdüanka kuşunu görmüştü. Devanası’nın kuşu pişirip yemek niyetinde olduğunu anladı. Devanası’nı bu işten vezgeçirmek için sıkı bir pazarlığa başladı.
- Sana çok güzel patates püresi yaparım, demiş Dev.
- Yok olmaz, demiş Devanası.
- Elmalı pasta!
- Yok olmaz.
- Ispanaklı börek!
- Olmaaaaz!
- Bak buna hayır demezsin, sana koca bir kazan çilekli dondurma veririm.
Bu teklif karşısında ne diyeceğini bilememiş Devanası. Biraz düşünmüş.
- Yanına elmalı pasta da istiyorum demiş.
- Tamam demiş, Dev.
- Ispanaklı börek de!
- Patates püresi de!
- Tamam...
- Bir de bıldırcın yumurtası istiyorum, on beş tane.
- Tamam, demiş Dev ve anlaşmışlar. Bu sıkı pazarlıktan sonra Dev, yaralı Zümrüdüanka’yı alacak olmuş, ama Devanası önce yiyecekleri getirmesini istemiş.
- O zaman birlikte gitmeliyiz, demiş Dev.
Birlikte düşmüşler yola. Dev bu arada yaralı Zümrüdüanka’yı sırtına almış. Karanlık yolda yürürken Zümrüdüanka’nın tüyleri pırıl pırıl parlıyor ve yollarını aydınlatıyormuş. Zavallı kuş öyle çok kan kaybetmiş ki, kanatları tir tir titriyormuş. Dev, yeleğini çıkarmış ve onu bir güzel sarmış. Biraz sonra ağacın içinden geçerek gün ışığına çıkmışlar. Zümrüdüanka’yı yavaşça yere yatırmış. İşte o zaman, onun gerçek güzelliğini görmüş. Kaf Dağı’nın en güzel kuşu olsa gerek diye düşünmüş. Zümrüdüanka’nın ışıl ışıl tüylerinde, Kaf Dağı’nın bütün renkleri parlıyormuş ve görenlerin gözleri kamaşıyormuş, bu pırıltıdan.
Ama artık acele etmesi gerekiyormuş Dev’in. Çünkü bu güzel kuşun durumu hiç de iyi görünmüyormuş. Dev, hemen tavşanı çağırmış.
- Ben gelinceye kadar Zümrüdüanka’nın yanında kalabilir misin sevgili tavşan? diye sormuş ona ve:
- Birkaç yudum da su içirirsen çok iyi olur, demiş.
Bu isteği severek kabul etmiş tavşan. Zümrüdüanka kuşuna usulca su içirmiş, başının altına yumuşak yapraklar koymuş. Dev gelene kadar da yanında beklemeye söz vermiş.
İyi kalpli Dev de kulübeye doğru aceleyle yola koyulmuş. Devanası da yanındaymış tabii. Anlaştıkları gibi dondurma, elmalı pasta, ıspanaklı börek, patates püresi ve bıldırcın yumurtalarını vermiş ona. Kendisi de Zümrüdüanka kuşu için gereken ilaçları almış. Ancak, esrarengiz ağacın yanına geldiğinde bir avuç külden başka bir şey bulamamış. Hemen tavşanı çağırıp neler olduğunu sormuş. Tavşan:
- Ona su verdim, başının altına yumuşak yapraklar koydum. Ama o sırada bebeğim ağlamaya başladı. Bebeğime bakıp hemen döndüm ve işte bu manzarayla karşılaştım demiş, bir avuç külü göstererek.
Dev’in iyi kalbini tarifsiz bir keder kaplamış. Dev gibi gözyaşları dökmüş. Üzgün üzgün dolaşmış ormanda. Akşam olurken kulübesine dönmüş ve uzun bir süre ortalıkta görünmemiş.
O günden sonra sessizleşmiş orman. Dev, şarkı söyleyemiyormuş artık. Sütünü bile içmiyormuş. Güzel Zümrüdüanka kuşunu unutamıyormuş bir türlü.. Sanki orman ışıltısını kaybetmiş gibi geliyormuş ona. Ağaçlar, kuşlar ve hayvanlar da eskisi gibi neşeli değillermiş.
Meğer ne çok alışmışlar Dev’in şarkılarına. Dev’in çok sevdiği orman bile günden güne sararmaya başlamış. Bahar sonbahara dönmüş ve hep sonbahar giysileri içinde kalmış Dev. Neşesiz ve üzgünmüş.
Bütün bu olanları işiten Devlerin Padişahı, iyi kalpli Dev’i huzuruna çağırmış ve kaybolan sevincini bulması gerektiğini söylemiş ona.
- İstersen uzun bir yolculuğa çık diyerek bir tavsiyede bile bulunmuş.
Düşünmüş taşınmış, uzun bir yolculuğa çıkmanın iyi olacağına karar vermiş Dev. Yanına biraz yiyecek ve birkaç parça eşya almış. Yakınlardan geçen ilk uçan halıyla ayrılmış ormandan. İşte o gün bugündür, kaybolan sevincini arıyormuş.
Başından geçenleri heyecanla anlatıp bitiren Dev:
- Şimdilik ormana geri dönmeyi düşünmüyorum, bir süre daha yolculuk yapacağım dedi.
- Evet, senin için iyi olur, dedim ben de.
Sonra da elimi kâğıt çantama attım. İki tane yün şişi ve bir yumak vardı çantamda. Bunları Dev’e armağan ettim. Bir güzel örgü örmeyi de öğrettim ona. Çünkü örgü örmek, insanlara olduğu gibi, devlere de üzüntülerini unutturabilirdi. Peri Kızı da bizi dikkatle dinliyordu. Birkaç renkli yumak da o hediye etti Dev’e. Ama onun hediye ettiği yumaklar peri yumaklarıydı galiba. Bizim Dev ördükçe örüyordu; ama yumaklar hiç eksilmiyordu. Dev de uçan halıdan ininceye kadar bize birkaç tane eldiven ve atkı örüp hediye etmişti bile. Ne de çabuk öğrenmişti. Aferin Dev sana, gerçekten aferin!
***

D@RKDRE@M

Emekli Admin

  • male

Posts: 937

Date of registration: Sep 15th 2005

Location: TÜRKİYE

Level: 41 [?]

Experience: 2,289,917

Next Level: 2,530,022

Danksagungen: 1929

  • Send private message

Steinbock

2

Thursday, August 16th 2007, 2:22am

paylasım için tesekürler.ellerinize sağlık

Counter:

Hits today: 142 | Hits yesterday: 1,657 | Hits record: 9,256 | Hits total: 756,827 Average hits: 2,215.65 | Clicks today: 3,622 | Clicks yesterday: 23,563 | Clicks total: 6,388,353 | Clicks record: 60,478 | Clicks avarage: 18,702.25 Counter age (days): 341.58 | Counts since: Jun 18th 2011, 2:13pm

Zirve1 en iyi Türk Siteleri
Zirve1 en iyi Türk Siteleri