Aşk gider evlilik kalır... Geriye dönük her cümlenin içinden akandır özlenilenler... Aslında bu alışkanlık üstüne bir yazamamacadır...
- Neriman... Neriman...Süpürge kardeş biraz izin verirsen karımla görüşmek istiyorum. Dolaylı veyahut dolaysız yoldan sen nasıl arzu edersen. Neriman diyorum ki fonda ikamet eden şu sesini öne alsan. Neriman sustur şunu...
-Ne var yine Sururi?
-Rica ederim şu süpürgen susma hakkını kullansın. Yoksa sıra asla ona gelmeyecek. Bilmem anlayabildin mi?
-Ya sen bıkmadım mı süpürge ile benim arama girmekten. Şu evde girecek başka bir ara bulamadın mı? Git mutfak tezgahıyla masanın arasına gir belki aklına mutfağın ne kadar dar olduğu gelirde evi değiştirmeyi düşünürsün. Hatta sen yorulma ben senin yerine düşünür ve senin bana vereceğin bir miktar parayla değiştiririm.
-Ya Neriman saatler bir torbada birleşip bulundukları yerden isyan mı ediyorlar? Ya şunu illa şimdi mi yapmak zorundasın? Görüyorsun ki maç izliyorum. Aslında göremiyorsun ki maç izliyorum. Tabi senin göremediğin yer benim maç izlediğim alanı teşkil ediyor.
-Bana bak Sururi ben senin keyfine göre iş yapamam.
-Ama keyfine göre yapıyorsun. Bu evde bir keyif ayrımcılığı var.
-Konuları çarpıtarak onlara özürlü süsü vermeye çalışma Sururi, çünkü ben yemem.
-Ama yutabilirsin. Daha kullanışlı olur.
-Çok komiksin.
-Tamam Neriman izin verirsen şu maçı izlemek istiyorum. Ne kadar komik olduğum üzerine bu maçtan sonrada tartışabiliriz. Haaaa, bak bir tartışma konumuz daha oldu. Bunu sakla bak.
-...................
-...................
-Ya ne güzel değil mi? Tartışmaları başlatıyorsun ve daha yarısına bile gelmeden bulunduğun kenara geri dönüp hiçbir şey olmamış gibi maçını izlemeye devam ediyorsun. Hiç sormuyorsun şu kadının paraya ihtiyacı var mı, yada paranın ona ihtiyacı var mı diye.
-Sormama gerek yokki sen her seferinde hatırlatıyorsun. Ayrıca o sondaki sualini sana değil paraya sormam gerek. Ve ben maalesef ki öyle bir arkadaşı tanımıyorum.
-Şu süpürgeyle arkadaşlığına son ver sana bir hizmetçi alalım demiyorsun. Hadi açık seçik demese de insan dolaylı yoldan çıtlatır ama sen onu bile yapmıyorsun. Hep ana yoldan gidiyorsun.
-Gidiyorum değil mi?
-Yoruldum Sururi... Senin yüzünden yaşımdan on yaş daha büyük gösteriyorum.Kendi fazlalıklarını bana mı ilave ediyorsun ne...
-Abartıyorsun.
-Ya demek abartıyorum... Kendi yaşımı unuttum Sururi. Sayende çevremdeki insanların bana uygun gördüğü yaşlarla yaşıyorum veyahut yaşlanıyorum. Misal geçen hafta saniye abla bana çok güzel bir kırk yaş hediye etti. Şu anda da görmüş olduğun üzere hala kullanıyorum. Nasıl beğendin mi?
-Allah var yakışmış. Yalnız biraz otuz dokuz tadı veriyor bu. Neden acaba?
-Sururi...
-Senin yaşında bir problem yok hayatım sadece tipin büyük gösteriyor. Yani bu konuyu benle değil tipinle tartışman lazım. Hemen kendinize bir oturum yaratın ve bu konuyu açık açık görüşün. Sonra bu tartışmaya açık oturum adını verin. Nasıl olur?Yanlış mı söylüyorum?
-Aslına bakarsan fifti fifti doğru söylüyorsun...
-Ya demek fifti fifti. Pardon ama bu fifti fiftinin hangi fiftisi benim doğruyu temsil ediyor. Ben o fiftiye biraz daha ağırlık vereyimde ötekinede bulaşsın.
-Mübala hanım yine silikon yaptırmış.
-Bana ne.
-Nasıl bana ne?
-Ya silikonun açılışını ben mi yapacağım? Bana ne... Ayrıca biliyorsun Mübala hanım silikon yaptırınca değil patlayınca bir haberi değeri taşıyor.
-O kadına nakliye firması gözüyle bakanların tercihi. Ben kadına ne taşıyor diye değil ne yapmış diye bakıyorum... Üçüncü kattaki nedime hanım da kalçasındaki fazlalıkları aldırmış. Aslına bakarsan onlar fazlalıktan öte bir ikinci kalçaydı ama olsun...
-İyi... Nedime hanımdan rica edersin o fazlalıkları bana takılmak üzere sana verir. Senin de böylece sinirlerin yatışır. Bu aptal tartışmada sona erer. Yatışan sinirler bir müddet sonra tekrar depreşir ve biz aptal özelliğini bünyesinde barındıran bu tartışmaya yeniden başlarız. Maksat tartışma bizi özlemesin. Arayı soğutmayalım. Ara hep sıcak kalsın ki gelen arkadaşlara da ikram edebilelim.
-Neyi ikram edebilelim?
-Sıcak olan arayı. Yani ara sıcağı...
-Sururi...
-Neriman hayatım şu maç bitsin heybemdeki tartışma konusu olacak herşey senindir. Hatta olmayacaklar da senindir. Ne de olsa sen o müthiş yaratıcılığın sayesinde onlardan da içinde tartışma olan bir konu yaparsın. Mesela şu kaktüs niye dikenli diyerek üç saat sürecek bir tartışmayı başlatabilirsin. Ama rica ediyorum şu maç bitsin.
-.............
-Neriman Allahını seversen şu süpürgeyi kapat. Neriman. Nerimaaaaaaaaan...
KADIN _ 1
ERKEK _ 0
-Biliyorum Sururi çok klasik olacak ama ceketinin cebinden sarı renge sahip bir adet kadın saçı çıktı. Acaba benim bu durumda öncelikle bu saçın kimin olduğunu mu yoksa bunun senin cebinde ne aradığını mı sormam gerekir?
-Gerçekten bu ikiside gerekir mi sence?
-Sururi bu saç kimin ve senin cebinde ne arıyor?
-Çok klasik olacak ama soruyu bir daha alabilir miyim Neriman.
-Bana bak sururi bu tartışmanın çok klasik (anne evine yatay geçiş) bir şekilde sonlanmasını istemiyorsan doğru düzgün yanıt ver.
-Bak bakayım üstünde telefon numarası, adres falan yazıyor mu?
-Sururi dikkat ettiysen ben sinirliyim. O kadar sinirliyim ki bir an istanbullu olduğumu bile unuttum. Şu andan itibaren bana soranlara sinirliyim diyeceğim...Bu saç senin cebinde ne arıyor?
-Bilmem ki bir saç cepte ne arar. Kaybettiği başını değil heralde.
-Sururi kim bu kadın? Güzel mi? Memleketi nere? Doğal saç rengi sarı mı? Yoksa bu sarı boya mı? Kim bu kadın? Aramıza daha doğrusu cebine saçını koyuyor.
-Nerimancım...
-Söyle bana bu kadınla uzun gibi görünen kısa bir flört dönemi ardından evine gittinizmi? Yada kadın hep evdeydide sen mi girmek için uğraş sarfettin? Yada bu işi evsizmi mı hallettiniz? Cevap ver Sururi...
-Elimde bu mevzuya uygun bir cevap yok Neriman. Benim cevaplar daha çok rutin konulara göre dizayn edilmiş. Misal bu adamın niye saçı yok yada bu adam niye kel değil gibi...
-Sururi cevabı alabilir miyim?
-Bilmem... Daha önce hiç aldın mı? İsterse bir dene bakalım alabilecek misin.Yalnız kendini fazla zorlama alamıyorsan bırak kalsın.
-Sururi kim bu kadın?
-Bak Neriman biz tamamıyla iş arkadaşıyız. Devamlı iş üstündeyiz.
-Biliyordum zaten. O içinde bol iltifat geçen telefon konuşmalarından anlamalıydım. Daha daha nasılsınız efendim sağolun daha daha iyiyim siz devam edin hanfendi zira ben ikinci dahadan sonra soru soramıyorum.
-Güzel bir kadın ve beni asla aynı cümlede göremezsin hayatım.
-Ama farklı cümlelerde görüp bunu paragrafa mal edebiliriz.
-Nasıl yani?
-Basbayağı yani.
-Ya paragraflar çöp çatabiliyor muydu?
-Tamam Sururi yeter artık.
-Hayır bizim çöplerimiz elimizde çatacak birini arıyoruz.
-Uzatma Sururi.
-Neyi paragrafı mı?
-Sururi nokta koyacak mısın?
-Kime?
-Tamam Sururi daha fazla uzatmayalım ve keselim.
-Uzattığımız bölgeden mi keselim? Böylece artan parçayı gelecek içinde kullanırız. Hoş bizim bu konuda bir sıkıntımız yok ama stoklar dolu olsun.
-SURURİ...
-Efendim Neriman...
-Ne zaman vazgeçeceksin?
-Bilmem... Cinsel hayatımız ölünce heralde.
-Neyse bu kadın konusunu sonra konuşuruz. Sinirlerim bozuldu.
-Aman hep öyle kalsın.
-ALLAH CEZANI VERSİN SURURİ. KİM BU KADIN,KİİİİİİM???
-İşte hayatım kendin söyledin bu kadın bir kim. Yani görsen hık demiş Kim Basingerin burnundan düşmeye zemin aramış fakat bulamamış. Biz de bu hıkı boşa demiş oluyoruz herhalde. Her neyse o derece benziyor yani ama bilirsin ki ben esmer severim. Jennifer Lopez tarzı mesela. Mesela ve tarzı at direkt Jennifer Lopez diyelim. Ya Neriman Türkçede Jenniferla başlayan bir soru kipi yoktu değil mi?
-Aaa şimdi olmadı be Neriman. O terlik ayağında daha güzeldi.
-Merak etme Sururi, senin başına benim ayağımdan daha çok yakışacaktır.