Sıra sıra kapılar...Kimi kırık, kimi açık, kimi
kapalı.. Kiminden girmeyi bile
aklımızdan geçirmediğimiz..Kimine davet edilmeden
girdiğimiz. Hep kapılardan
gireriz, hep kapıları kapatırız başka bir yere gittiğimiz zaman..Kimi zaman açık
bırakırız kapıları, kimi zaman gittiğimiz yerdeki kapıları açık bulmak
isteriz..
Kapalı
kapılar, merak celbeder..Bazen ülfete meylettirir.. Bazen de yorulmak, emek vermek istemeyiz, sadece açık
kapıları tercih ederiz..
Ama hayatta hem açık kapıların hem hiç açılmamış
olanların bir anlamı bir değeri vardır..
Bazen bizden önce yoldan geçen, açık bırakmış, bazen
anahtarı elimize bırakıp gitmiştir..Sühuletle takip ederiz izleri, kolayca
buluruz yolumuzu ve girdiğimiz kapıda huzura
kavuşuruz..
Bazen,
birileri açık kalması gereken kapılara bizden evvel ulaşıp, kapatmış, üstüne
kilit vurmuş, anahtarını da bir yerlere gizlemiştir..O zaman da emek gösteririz,
mücadele ederiz, bazen yardım isteriz, ve nihayetinde zorluklarla açılmış
kapılardan içeri gireriz..Yolumuza devam ederiz... Bu kapıda da ayrı bir huzur, ayrı bir hikmet, ayrı
bir yol buluruz..
İşte
böyle, giderken dünyanın başka başka yerlerinde, gezinirken başka başka halet-i
ruhiyelerde, bir açarız, bir kapatırız kapıları..
Hayra götürecek kapıları ardına dek
açmak, Bir hayır
çıkmayacağını düşündüğümüz kapılardan kaçınmak, kapılarını sıkı sıkıya kapatmak
gerek yolumuzda ilerlerken..
Kapılara şöyle bir bakmak, aralamak, temkinli olmak
gerek.