You are not logged in.

VATAN İÇİN YAŞAYIP, VATAN İÇİN ÖLDÜLER ONLAR TOPRAĞA DEĞİL, KALPLERİMİZE GÖMÜLDÜLER..

DİL-RUBA

(¯`'•.«Prenses».•'´¯)

  • female
  • "DİL-RUBA" started this thread

Posts: 59

Date of registration: Dec 23rd 2006

Location: Ýzmir

Occupation: öðrenci

Hobbies: hikayeler þiirler fýkralar

Level: 26 [?]

Experience: 116,876

Next Level: 125,609

  • Send private message

Schütze

1

Thursday, September 3rd 2009, 1:35pm

AFFET BABACIĞIM...

[GLOW=red]
Affet Babacigim..

Evlendiğinden beri evinde kalan babası yüzünden eşiyle sürekli tartışıyordu. Eşi babasını istemiyor ve onun evde bir fazlalık olduğunu düşünüyordu. Tartışmalar bazen inanılmaz boyutlara ulaşıyordu. Yine böyle bir tartışma anında; eşi, bütün bağları kopardı ve "Ya ben giderim, ya da baban bu evde kalmayacak" diyerek rest çekti... Eşini kaybetmeyi göze alamazdı.

Babası yüzünden çıkan tartışmalar dışında mutlu bir yuvası, sevdiği ve kendini seven bir eşi ve birde çocukları vardı. Eşi için çok mücadele etmişti evliliği sırasında. Ailesini ikna etmek için çok uğraşmış ve çok sorunlarla karşılaşmıştı. Hâlâ onu ölürcesine seviyordu.

Çaresizlik içinde ne yapacağını düşündü ve kendince bir çözüm yolu buldu. Yıllar önce avcılık merakı yüzünden kendisi için yaptırdığı kulübe tipi dağ evine götürecekti babasını. Haftada bir uğrayacak ve ihtiyacı neyse karşılayacak,böylelikle eşiyle de bu tür sorunlar yaşamayacaktı.

Babasına lâzım olacak bütün malzemeleri hazırladıktan sonra yatalak babasını yatağından kaldırdı ve kucakladığı gibi arabaya attı. Oğlu Can, "Baba bende seninle gelmek istiyorum" diye ısrar edince onu da arabaya aldı ve birlikte yola koyuldular.

Karakışın tam ortalarıydı ve korkunç bir soğuk vardı. Kar ve tipi yüzünden yolu zor seçiyorlardı. Minik Can, sürekli babasına "Baba nereye gidiyoruz ?" diye soruyor ama cevap alamıyordu. Öte yandan; nereye götürüldüğünü anlayan yaşlı adamsa gizli gizli gözyaşı döküyor oğlu ve torununa belli etmemeye çalışıyordu.

Saatler süren zorlu yolculuktan sonra dağ evine ulaştılar. Epeydir buraya gelmemişti. Baraka tipindeki dağ evi artık çürümeye yüz tutmuş, tavan akıyordu. Barakanın bir köşesini temizledi hazırladı ve arabadan yüklendiği yatağı oraya itina ile serdi.Sonra diğer malzemeleri taşıdı en son da babasını sırtlayarak yatağa yerleştirdi.

Tipi, adeta barakanın içinde hissediliyordu. Barakanın içinde fırtına vardı adeta. Çaresizlik içinde babasını izledi. Daha şimdiden üşümeye başlamıştı.Yarın yine gelir bir yorgan ve birkaç battaniye getiririm diye düşündü.

Öyle üzgündü ki, dünya başına göçüyor gibiydi. O, bu duygular içindeyken babası, yüreğine bıçak saplanmış gibiydi. Yıllarca emek verdiği oğlu tarafından bir barakaya terk ediliyordu. Gururu incinmişti, içi yanıyordu ama belli etmemeye çalışıyordu. Minik Can ise olanlara hiçbir anlam veremiyordu. Anlamsızca ama dedesinden ayrılacak olmanın vermiş olduğu üzüntüyle sadece seyrediyordu.

Artık gitme zamanıydı. Babasının yatağına eğildi, yanaklarını ve ellerini defalarca öptü.Beni affet der gibi sarıldı, kokladı. Artık ikisi de kendine hakim olamıyor ve hıçkıra hıçkıra ağlıyordu. Buna mecburum der gibi baktı babasının yüzüne ve Can'ın elini tutup hızla barakayı terketti. Arabaya bindiler.

Can yola çıktıklarında ağlamaya başladı, neden dedemi o soğuk yerde bıraktın diye. Verecek hiçbir cevap bulamıyordu, annen böyle istiyor diyemiyordu.

Can: "Baba, sen yaşlandığında ben de seni buraya mı getireceğim?" diye sorunca dünyası başına yıkıldı. O sorunun yöneltilmesiyle birlikte deliler gibi geri çevirdi arabayı. Barakaya ulaştığında "Beni affet baba." diyerek babasının boynuna sarıldı. Baba oğul sıkı sıkı sarılmış çocuklar gibi hıçkıra hıçkıra ağlıyorlardı.

Oğlu: "Baba beni affet! Sana bu muameleyi yaptığım için beni affet!" diye hatasını belli ediyordu...Babası oğlunun bu sözlerine en anlamlı cevabı veriyordu..."Geri geleceğini biliyordum yavrum. Ben babamı dağ başına atmadım ki, sen beni atasın... Beni bu dağda bırakamayacağını biliyordum.
[/GLOW]
[IMG]http://img249.imageshack.us/img249/2290/dddku9.gif[/IMG]

bekirs71

SUS , dediler , SUStum !... Yüreğim ?...

  • male
  • Türkei

Posts: 142

Date of registration: Dec 23rd 2006

Location: istanbul

Occupation: elek.tek.

Hobbies: teknoloji,oyun,bilgisayar

Level: 30 [?]

Experience: 281,241

Next Level: 300,073

Danksagungen: 8

  • Send private message

Steinbock

2

Thursday, September 3rd 2009, 10:12pm

Bildiğim ama tekrar okunası bir hikaye , Aile olmanın ve emeğin kısaca tasviri...

Paylaşım için teşekkürler arkadaşım...
Bu arada AÇILIMLARA katkıda bulunun belki GEMİ sahibi olursunuz!!!
Deniziniz olmayabilir sorun mu?
Kumda oynatırlar kimbilir!!!

  • male

Posts: 738

Date of registration: Apr 4th 2009

Location: Australia

Occupation: Emekli

Hobbies: Edebiyat

Level: 36 [?]

Experience: 847,466

Next Level: 1,000,000

Danksagungen: 17

  • Send private message

3

Friday, September 4th 2009, 6:21am

ellerine saglik, cok hayirli evlatlar oldugu gibi cok hayirsiz ve acimasiz evlatlarda olabiliyor, allah kimseleri elden ayaktan dusurmesin. guzel konu icin yuregine saglik

arsan50

Beginner

  • male

Posts: 17

Date of registration: Feb 26th 2009

Location: Istanbul

Occupation: Kimya Mühendisi

Hobbies: Muzik

Level: 19 [?]

Experience: 20,146

Next Level: 22,851

  • Send private message

Steinbock

4

Monday, October 19th 2009, 3:10pm

Bu hikayeyi siteye her girdiğimde okuyorum ve üzerinde çok düşünüyorum.
Günümüzde hayat kısalıyor artık. Yaşam süreleri uzayabilir ama hayat kısaslıyor. Bence hayat yaşananlarlala , yaşanabilenlerin bir oranı. Bir zamanlar köyden kasabaya veya şehre gitmek yaşanabilecek en büyük olayken artık insanlar tatillerini hangi dünya harikası yerde geçirmelerinin hesabını yapıyor. Bir zamanlar pazar günleri 6 matinelerinde ailecek sinamaya gitmek yaşantının en güzel anları iken, şimdi sonsuz eğlenceyı vaadeden diskolar, gece kulubleri, tavernalar insanları çağırıyor. Türlu sosyal faaliyetler insan ruhununa hitap ediyor. Yaşam süresi aynı kalsada yaşanacaklar hizla artıyor. <<<<yşsm süresinin boşlukları süratle doluyor hatta taşıyor.Düşünüyorumda kimden yaşamlarını dahada kısaltmalarını isteyebilirizki, üstelik en sevdiğimiz varlıklarımızdan. Bu çocuk yapmayı bencilce bir amac yapmazmı? Yaşlandığımda bana bakacak birileri olsunmu baba veya anne olmanın amacı? 60 yaşını geçmiş biri olarak bu en son isteyeceğim şey olmalı bence. İnsan sonuna yatırım yapmasını bilmeli. Hiç gelmeyecekmiş gibi başkalarına muhtaç olabileceği dönemi, sağlamken hazırlayabilmeli. şanslı bir anne babanın beklentisi çocuklarının onları arayıp sormasıi, ilgilenmesi, sevgilerini her fırsatta hissettirmesi olmalı. Çocuklarımıza güvenerek hiç ölmeyecekmişiz gibi yaşamak tabii ki en kolayı. İnsanların böyle bir sona karşın, çevresindekileri en az yük olacak bir şekilde yönetebilmesi için bir çok imkan var, bu imkanları değerlendirmesi tatsız olsada gerekli bence.

*SaHiN*

Emekli Admin

  • male

Posts: 14,014

Date of registration: Feb 11th 2005

Hobbies: Fußball-Tischtennis-Boxen-Schwimmen-Auto fahren-

Level: 58 [?]

Experience: 37,287,452

Next Level: 41,283,177

Danksagungen: 310

  • Send private message

5

Thursday, October 22nd 2009, 6:27pm

Paylasim icin tesekkürler...

Counter:

Hits today: 519 | Hits yesterday: 2,199 | Hits record: 9,256 | Hits total: 759,403 Average hits: 2,214.95 | Clicks today: 9,417 | Clicks yesterday: 21,936 | Clicks total: 6,416,084 | Clicks record: 60,478 | Clicks avarage: 18,713.83 Counter age (days): 342.85 | Counts since: Jun 18th 2011, 2:13pm

Zirve1 en iyi Türk Siteleri
Zirve1 en iyi Türk Siteleri