You are not logged in.

VATAN İÇİN YAŞAYIP, VATAN İÇİN ÖLDÜLER ONLAR TOPRAĞA DEĞİL, KALPLERİMİZE GÖMÜLDÜLER..

ŞİRİNE

~~KeLeBeKLeR ÖzGüRDüR, Dü$LeRiMsE TuTSaK!!!!~~°°°

  • female
  • "ŞİRİNE" started this thread

Posts: 1,843

Date of registration: Jan 20th 2006

Level: 44 [?]

Experience: 4,271,586

Next Level: 4,297,834

Danksagungen: 327

  • Send private message

Steinbock

1

Sunday, September 27th 2009, 10:31am

LACİVERT AKŞAMLAR SUSUNCA BİRDEN

 
 
 
 
LACİVERT AKŞAMLAR SUSUNCA BİRDEN

Ne yalan söyleyeyim, Avni Anıl hayranı değildim ya da şöyle diyeyim: Avni Anıl, benim has bestecilerimden değildi. Dinlediğim herhangi bir radyoda, “Biraz kül biraz duman o benim işte” ya da “Bir ateşim yanarım, külüm yok, dumanım yok” gibi ateşli, küllü şarkılarından biri başlamışsa hemen başka istasyon arardım. Dahası, dört - beş yıldır Özgür Radyo’da program yaparım. Aslında bir edebiyat programıdır yaptığım; ancak soyadımdan esinle, adını “Çilingir Sofrası” koyduğum için genellikle Klasik Türk Müziği, Türk Sanat Müziği adını almış türdeki şarkılara yer veririm. Avni Anıl bestelerini özel olarak hiç seçmemişimdir orada. Bu benim sevmediğim, sevmediğim için de çalmadığım besteler, Avni Anıl’ın en bilinen, demek ki en sevilen şarkılarıdır. Giderek bu şarkılarla Avni Anıl adı örtüştü; bunları sevmediğime göre Avni Anıl’ı sevmiyorum, diye bir yargıya dönüştü. “Sevmiyorum.” demek, “Tanıyorum, biliyorum ve sevmiyorum.” demek değil midir? Ne burnu büyüklük! Avni Anıl’ı, “Bu akşam bütün meyhanelerini dolaştım İstanbul’un” şarkısından ibaret sanırsanız ve benim kadar aymazlık içindeyseniz şarkı,

“Bu akşam bütün meyhanelerini dolaştım İstanbul'un”

dediğinde, benim gibi, “Bir gecede bütün meyhaneler mi? Ne zaman olmuş bu? Şimdi gelsin de dolaşsın! Bir gecede yalnız Beyoğlu’ndaki meyhaneleri bile dolaşamaz.” diye dalga geçebilirsiniz.

“Seni aradım kadehlerdeki dudak izlerinde”

sözlerini duyduğunuzda kadehlerdeki dudak izlerine bakarak sevgilisini arayan bir âşık hayal edebilir, “Uğraşma kardeşim, çok zor bu iş! Sevgilini bulmanın başka bir yolu vardır. O yolu da bulursun, sevgilini de…” diye onu avutmaya kalkabilirsiniz.

Şarkıda,

“Canım doya doya sarhoş olmak istiyordu”

dendiğinde, “Doya doya sarhoş olmak istiyorsan, meyhane meyhane dolaşmanın âlemine ne? Otur bir meyhanede, iç.” diye akıl vermelere yeltenebilirsiniz.
 

Madem günah çıkarmaya soyundum, itirafları sürdüreyim. “Mihrabım” şarkısıyla da çok dalga geçtim.

Mihrabım diyerek sana yüz vurdum
Gönlümün dalında bir yuva kurdum
Yıllardan beridir yalvarıp durdum
Sevgilim demeyi öğretemedim

Sonunda hicranı öğrettin bana
Ben sana sevmeyi öğretemedim

Gönlünde sevgime yer vermedin de
Yaban güllerini hep derledin de
Ellerin ismini ezberledin de
Bir benim adımı öğretemedim

Sonunda hicranı öğrettin bana
Ben sana sevmeyi öğretemedim

“Sana yüz vurdum” denince aklımda kafasını güm güm bir yerlere çarpan adam görüntüsü oluştu. “Niye yaban güllerini derliyor? Bahçesinde gül yok muymuş, bahçesi de mi yokmuş? Gül toplamak için kırlara mı çıkmış?” soruları aklımdan geçti. “Bir ‘sevgilim’ demeyi bile öğrenememişse nasıl kafasız bir sevgilidir bu?” diye düşündüğüm oldu. “Üstelik başkalarının adlarını da öğrenemiyor besbelli ki ezberliyor. O zaman insan birinin daha adını, hadi öğrenmesin, ezberleyemez mi?” diye sorduğum da…

Ne zamana kadar sürdü bu aymazlık? Avni Anıl ölünceye kadar. Türkiye’de ölmeden önce kimsenin değeri bilinmez ya, ben de onlardanım. Değer bilmeyenlerden… Ne olacaktı ki! Sonuç olarak ben de bu toplumun bireyi değil miyim? Avni Anıl ölünce birden ne kadar yalnızlaştığımı fark ettim. Sevmemek bile bir çeşit ilgi duymakmış meğer. Sevmediğinizi sansanız bile, üstünü örttüğünüz için derinlerde kalmış bir yanınız, o kişinin beste çalışmalarını sürdürmesini, hatta sizin sevmediğiniz besteleri bile yapmaya devam etmesini istermiş.

Avni Anıl öldükten sonra eserleri listeler halinde yayımlandı. Gerçek sanatçıların değerini yaşarken değil, öldükten sonra anlayanlar grubunda yalnız olmadığımı biliyordum zaten. “Biz kimi kaybettik?” merakına düşenler, şarkıları uyudukları yerden -içimden “nisyan kuyusundan” demek geldi- birer birer çıkarıp listeler oluşturdular. O şarkılara bakınca durum değişti, duygularım değişti. Avni Anıl’ın olduğunu bilmediğim, ona ait olup olmadığını hiç araştırmadığım pek çok şarkı vardı o listelerde. Pek çoğu da benim bayıldığım şarkılardı. Vah benim cahil kafam! Bir de severim bu müziği; biraz da anlar geçinirim. Ama suçun tümü de benim değil. (Bu da topluca benimsediğimiz davranışlardandı r. Suçun -hiç değilse bir bölümünü- üstünden atmak için, hemen bir mazeret icat etmek!) Avni Anıl’ın adıyla birlikte hep aynı şarkılar çalınmış yıllarca; ben de hep o şarkıları duyup durmuşum.
 

Kafama ilk dank eden şu oldu: Ben bu şarkıları Avni Anıl’ın oldukları için değil, çok dinlendiği için, bıkkınlık verecek kadar çok duyduğum için sevmemekteyim. Daha önce dank etmesi gereken de şuydu: Avni Anıl’ın şarkılarını değil, bu şarkıların güftelerini, Ümit Yaşar Oğuzcan, Turhan Oğuzbaş, Turgut Yarkent gibi şairlerin sözlerini eleştiriyordum aslında. Onların beğenmediğim şiirleri gibi tek söz yazabilsem yüreğim gam yemeyecek.

Kulağa / göze batan eleştirilir de hoşa giden karşısında susulur ya… Bu tutumda da yalnız değilim. Hadi bunu da itiraf edelim: Hangi alana baksanız “eleştirmek” denince, kınama, ayıplama, yerden yere vurma değil midir akla gelen? Birilerinin de “Pek güzel olmuş! İyi ki yapmış / yazmış / çizmiş / bestelemiş bu eseri!” dediğini duydunuz mu? Herkes birilerinin hata yapmasını, ayağının / dilinin sürçmesini bekler gibi değil mi toplumumuzda? Sürçsün ki haddi bildirilsin. Hata yapsın ki bütün hatalarını ortaya dökmek için beklenen fırsat ele geçsin.

Avni Anıl da yalnız benim sözleriyle dalga geçtiğim şarkıların bestecisi değildi. İlham Behlül Pektaş’ın,

“Akşamın olduğu yerde bekle diyorsun, gelmiyorsun
Çünkü seni çok sevdiğimi biliyorsun, gelmiyorsun
Mevsimler gelip geçiyor sen gülüyorsun, gelmiyorsun
Çünkü seni çok sevdiğimi biliyorsun, gelmiyorsun”

şiirini hüzzam makamında besteleyen sanatçıydı. Hikmet Şinasi Önal’ın,

“Bir başka eda, başka bir arzu ile geldin
Akşam çöküyordu, yine bir başka güzeldin
Sevdalı bakışlarla gülüp kalbimi çeldin
Akşam çöküyordu, yine bir başka güzeldin”

sözlerine acemkürdi makamında ruh kazandıran kişiydi. O kuşağın önemli bestecilerinden Rüştü Şardağ’ın sözlerini alıp hicaz makamında ölümsüz kılan isimdi:

“Rüya gibi uçan yıllar, biraz durun, durun biraz
Kaybolan günlerim için hesap sorun, sorun biraz
Güzel bir kumral uğruna küstüm esmer beyazlara
Şu akılsız garip başa şimdi vurun, vurun biraz”

Neredeyse kırk yıl once, Şahap Gürsel’in sözleriyle hüzzam makamında bestelenmiş şu şarkıya ne demeli?

”Ayrılık ümitlerin ötesinde bir şehir
Ne bir kuş, ne bir haber, ne de bir selam gelir
Çaresiz seslenişler, beyhude bekleyişler
Bir teselli yerine, hüzünlü akşam gelir”

İzmirli sevgili şair Şahin Çandır’in şiirinden yaptığı kürdilihicazkâ r beste ne güzeldir. Hem yenidir, hem eskinin, bugüne taşınması gereken bütün tatlarını taşır:

Öyle dudak büküp hor gözle bakma
Bırak küçük dağlar yerinde kalsın
Çoktan unuturdum ben seni çoktan
Ah bu şarkıların gözü kör olsun

Güzelsen güzelsin yok mu benzerin?
Goncadır ilk hali bütün güllerin
Aklımda kalmazdı yüzün, ellerin
Ah bu şarkıların gözü kör olsun

Bir gülüşün var ki kaş çatar gibi
En güzel sözlerin azarlar gibi
Hiç bağlanır mıydım çocuklar gibi
Ah bu şarkıların gözü kör olsun

Sonunda tuz bastım gönül yarama
Nice dağlar koydum nice arama
Seni terkedip de gitmek var ama
Ah bu şarkıların gözü kör olsun
 

Üstelik yalnız besteci değildi Avni Anıl. İzmir Radyosu'nda müzik yayın şefliği yapmıştı. Devlet Türk Sanat Musikisi topluluklarını n sınavlarını yapan kadroda yer almıştı. Diyarbakır, Samsun, Konya ve Bursa'da TSM korolarının kurulması çalışmalarında bulunmuştu. 1955 yılında, Akşam gazetesinde "Türk Musikisi ve Radyolarımız" diye yazılar yazmış, Münir Nurettin Selçuk, Sadettin Kaynak gibi ünlü müzisyenleri yakından tanımış, onlarla röportajlar yapmıştı. Emin Ongan ise zaten hocasıydı. Üzerinde çalıştığı müziğin bilinmesi için uğraşmış, popüler şarkıların notalarını yayımlamıştı. "Musiki ve Nota" dergisini 36 sayı ve üç cilt olarak çıkarmıştı. "Anılar ve Belgelerle Musikimiz , "Bestecilerimizden Ezgiler" adlı nota fasikülleri ve kitaplar yayımlamıştı. “Musikî Sözlüğü” adı altında dört ciltlik bir çalışmaya imza atmıştı. Televizyona “Musikimizden Portreler” adlı belgeseli, radyolara "Sazdan Söze” ve "Dizelerden Ezgi Bahçesine " gibi programları hazırlamıştı.

Şimdi onun yerini kim tutacak? Makam, usul değil, nota bile bilmeden beste yapmaya kalkanlar mı? Selahhattin İçli gitti, Yusuf Nalkesen gitti, Avni Anıl gitti. O besteciler kuşağından kim kaldı geriye? Tek Alaaddin Yavaşça. Onun uzun yaşaması için dua etmekten başka çaremiz yok mu? Türk sanat musikisi denen müzik türü Orhan Gencebay’lara, Müslüm Gürses’lere mi emanet artık; yoksa Serdar Ortaç’lara mı? Avni Anıl bir bestesi üzerinde ortalama dört ay çalışırmış; söylenen o ki Serdar Ortaç tuvalette bile beste yapmaktaymış.

İster kabul edelim ister etmeyelim Avni Anıl’la birlikte müziğimizde bir dönem kapandı, kapanıyor. Eklendiği zincirin kendisinden önceki bütün halkalarını bilen, varlığıyla Türk müziğine önemli bir zenginlik katmış; üslubu olan, tarz yaratmış büyük bir sanatçıydı Avni Anıl. Görünen gelecekte onun ayarında bir sanatçının daha gelmesi çok zor.

İlk bestelerinden biri olan “Ağla çeşmim eski lezzet kalmamış peymânede” şarkısının bu dizesini değiştirip, “Ağla gözlerim bir gelecek kalmamış musikide” desem, yaşarken değerini bilmediğim için beni affeder mi acaba?


Feyza Hepçilingirler





*SaHiN*

Emekli Admin

  • male

Posts: 14,014

Date of registration: Feb 11th 2005

Hobbies: Fußball-Tischtennis-Boxen-Schwimmen-Auto fahren-

Level: 58 [?]

Experience: 37,287,467

Next Level: 41,283,177

Danksagungen: 310

  • Send private message

2

Thursday, October 22nd 2009, 6:50pm

Paylasim icin tesekkürler...

Counter:

Hits today: 522 | Hits yesterday: 2,199 | Hits record: 9,256 | Hits total: 759,406 Average hits: 2,214.96 | Clicks today: 9,438 | Clicks yesterday: 21,936 | Clicks total: 6,416,105 | Clicks record: 60,478 | Clicks avarage: 18,713.83 Counter age (days): 342.85 | Counts since: Jun 18th 2011, 2:13pm

Zirve1 en iyi Türk Siteleri
Zirve1 en iyi Türk Siteleri