You are not logged in.

VATAN İÇİN YAŞAYIP, VATAN İÇİN ÖLDÜLER ONLAR TOPRAĞA DEĞİL, KALPLERİMİZE GÖMÜLDÜLER..

ŞİRİNE

~~KeLeBeKLeR ÖzGüRDüR, Dü$LeRiMsE TuTSaK!!!!~~°°°

  • female
  • "ŞİRİNE" started this thread

Posts: 1,843

Date of registration: Jan 20th 2006

Level: 44 [?]

Experience: 4,271,587

Next Level: 4,297,834

Danksagungen: 327

  • Send private message

Steinbock

1

Sunday, September 27th 2009, 10:40am

BELKİ DE KOVULMUŞTUR CENNETTEN

 
 
 
BELKİ DE KOVULMUŞTUR CENNETTEN

“Baba…” diye üç kez bağırdı çocuk. Dört - beş yaşlarında bir oğlan. Sesinden tanıdım; o çocuk bu. Az önce “Da… da… da…” diye kendi uydurduğu sözsüz bir şarkıyı söyleyerek, beni güldüren, öğle uykusundaki mahalleliyi kendi sevincine ortak etmeye çağıran çocuk…. Üç kez “Baba…” diye bağırmasının ardından babanın sesi gürledi: “Ne var lan, ne var?”

Az önce şarkı söylerkenki çıngıraklı sesin yerini hıçkırıklar aldı. Bağıra bağıra ağlamaya başladı çocuk. Penceremin az aşağısında duruyor ve var gücüyle ağlıyor. Aklımda Akgün Akova’nın bir kitabının adı: “Baba Bana Bağırma!” Babaya böyle denebileceğini bilse bu çocuk da söyleyecek babasına: “Baba, bana bağırma!” diyecek. Diyemiyor ve ağlıyor yalnız. Bu ağlama da o demek değil mi zaten? “Bağırma baba,” demek. “Korkuyorum sen böyle bağırınca.”

Kalkıp bakmıyorum, bakacak bir şey yok. Kim bilir ne söyleyecekti babasına? Belki şarkısını dinletecekti. Kendi bestesini. “Baba, nasıl buldun?” diye soracaktı. “Beste” sözcüğünü bilmiyordur. “Ben yaptım.” ya da “Ben uydurdum.” diyecekti. “Güzel uydurmuş muyum? Beğendin mi?” Baba öyle şiddetle bağırınca korktu; bu yüzden ağlıyor. Son on dakika içinde olanı biteni, oturduğum yerden, kulak kabartmama bile gerek kalmadan duydum, biliyorum. Derken bir kadın sesi karıştı ağlamanın arasına. Annesi olmalı.

“Hah işte!” dedi. “Baban geliyor. Şimdi dövecek seni.”

Deminki “lan”lı ses yeniden yükseldi, yine “lan”lı bir emir verdi: “Yürü lan eve!”

Çocuk sesini alçalttı bu kez. “Dövme!” dedi alçak sesle ilkin. Sonra sesini gitgide yükselterek, arka arkaya “Dövme!” diye yalvarmaya başladı. Hem ağlıyor, hem “Dövme!” diye yalvarıyor.

Çocuğu değil; babayı merak ettim. Pencereden sarkıp baktım. Arkalarından. Baba önde, hemen arkasında kadın, en arkada da çocuk, sokağın üst başına doğru ilerliyorlar. Babanın belden yukarısı çıplak. Yaz günü, Ayvalık’ta, mahalle arasında normal bir durum bu. Herkes sıcaktan bunalmış durumda. Yaşam dışarıda akıyor. Kapı önlerinde oturuluyor gece yarılarına kadar. Babanın ayakları da çıplak galiba. Uzaklaştılar. Tam göremiyorum. Acaba böyle yalınayak nereye koşmuştu? Çocuk nasıl bir uğraşın içindeyken “Baba!” diye bağırarak rahatsız etti onu? Salı günü öğleden sonra; yani hafta içi bir günün ortasında, işinde değil, sokaklarda olması, işsiz olduğunu da göstermiyor mu? İşsiz olduğuna göre parasız, parasız olduğu için öfkesi burnunda. Yoksa durup dururken niye bağırsın oğluna?
 

Hep öyle değil midir? Başkasına kızarız; ama ona söylenmeye gücümüz yetmiyorsa gücümüzün yettiğinden çıkarırız acısını. Tam onlar geçerken başımı penceren uzatıp çocuğun dediği gibi,

“Dövme!” deseydim ben de. “Bu çocuğu dövme! Ne yaptı ki sana? Kime kızıyorsan öfkeni ona yönelt. Ezilmişliğinin acısını çocuğundan çıkarma.” Diyemedim ama. O cesareti gösteremedim.

Bir süre ağlama sesi bekledim. O çocuk… Korktuğu dayağı yiyorsa ağlayacak yine diye, endişeyle… Gelmedi herhangi bir ses. Belki ben duymadım. Belki kapılar kapanınca çocuğun sesi buraya kadar ulaşmadı. Ama duymadım işte. Anne önüne geçmiş olabilir kocasının, çocuğun dayak yemesini önlemiş olabilir. Babanın öfkesi eve gidinceye kadar geçmiştir belki de. Ses gelmeyince çocuğun dayak yemekten kurtulduğunu düşünüp sevinmek işime geldi. Oysa tam şu anda, kim bilir kaç çocuk babasından, anasından; kaç kadın kocasından dayak yiyordur? Hani, “Kızını dövmeyen dizini döver” diye, kız çocuklarına uygulanması istenen dayak… “Sıpa” doğurttuğuna göre, kendisini de eşek yerine koyduğunu fark etmeden “Kadının sırtından sopayı, karnından sıpayı eksik etmeyeceksin.” diyenlerin öğütlediği dayak… Cennetten çıkmadır, diye övülen dayak… Cennetten çıkmaysa bile nasıl çıktığını bilen var mı? Belki de kovulmuştur cennetten.

Çocukluğunda dayak yemeyen pek yoktur bizde. Hem severiz hem döveriz. Daha çok da sevdiklerimizi döveriz. Anne dövmezse babadan, baba dövmezse öğretmenden hiç değilse bir - iki tokat yer çocuk. Pek el bebek gül bebek büyütülmedim; ama çok dayak yemedim galiba. Yesem unutmazdım. Çünkü bir tokat var ki aradan neredeyse yarım yüzyıl geçti; hâlâ unutmadım. Üstelik unutmaya çok çalıştığım halde. Ortaokulun birinci sınıfındaydım. Bugünkü hesapla ilköğretim altıncı sınıf öğrencisiymişim demek; on iki yaş civarında bir çocuğum. Yine burada, Ayvalık’tayım. Bir Cumhuriyet Bayramı töreninde, konuşmalar uzadıkça uzamış, biz çocuklar onca saat ayakta dikilmekten bunalmışız. Ben de arkadaşlarımı eğlendirmeyi görev bilip şaklabanlık ediyorum. Neler anlatıyorsam onlar kıkır kıkır gülerken “Şrakk” diye bir tokat indi enseme. Neye uğradığımı şaşırdım. Döndüm. “Konuşma!” dedi o tokadı atan öğretmen. Konuşmadım. Bir tokat daha yemekten korktuğum için değil, keyifle şakımaktayken yediğim tokada arkadaşlarımın gülmesi ağrıma gittiğinden; gülünç duruma düştüğüm için, utandığım, mahcup olduğum için bir daha “öyle şeyler” yapmamaya çalıştım. Belki daha dışa dönük bir insan olacaktım bugün, daha konuşkan, daha şakacı, daha cesur. Belki yaşıma güvenip, “Niye bağırıyorsun çocuğa?” diye azarlayacaktı m deminki babayı. O tokadın kişiliğimde nasıl bir iz bıraktığını kim bilebilir?

Çocuğa vurulan her tokat belki yarının başbakanına vuruluyor aslında, yarının en büyük fizik bilginine, opera bestecisine, portre ressamına, en ünlü yazarına, şairine… Ya o tek tokat, tek tekme yüzünden o çocuk müzisyen olma cesaretini yitirirse? Başbakan, ressam, bilim insanı, şair olma cesareti gösteremezse? Çocuğa attığımız tokadı aslında kime attığımızı bilebilir miyiz?

 

Feyza Hepçilingirler





*SaHiN*

Emekli Admin

  • male

Posts: 14,014

Date of registration: Feb 11th 2005

Hobbies: Fußball-Tischtennis-Boxen-Schwimmen-Auto fahren-

Level: 58 [?]

Experience: 37,287,475

Next Level: 41,283,177

Danksagungen: 310

  • Send private message

2

Thursday, October 22nd 2009, 6:11pm

Paylasim icin tesekkürler...

xHakanx

BOARD IMPARATORU

  • male

Posts: 1,650

Date of registration: Sep 22nd 2004

Location: İzmir / Almanya

Level: 45 [?]

Experience: 4,625,157

Next Level: 5,107,448

Danksagungen: 214

  • Send private message

Waage

3

Wednesday, July 28th 2010, 1:35am

Sirine arkadasim, cok güzel bir paylasimda bulunmussun. Büyük bir zevkle okudum. Öncelikle paylasim ve emegin icin candan tesekkkür ederim.

Benim bir iki kendi tecrübemi de buraya eklemek istiyorum. Ben bu gün hayat tecrübeme dayanarak, cocugu döverek yetistiren insanlara, ve bu boarddaki hem büyüklerim hem de kücüklerim dahil, cevremdeki tüm saygiyi hakkedip hakketmeyen insanlar dahil, onlarin hepsine, ESSOGLU ESEKLERSINIZ diyorum. Haa anlamadiniz mi?? Babaniz ve hatta onun da babasi dahil. Bu lafimin sonu nereye varirsa varsin. Valla sözüm de hic meclisten disiri degil.

Almanya da en cok Türk okullari hakkinda neyi konusuyorlar biliyor musun?? Oradaki ögrencilerin ögretmenlerinden nasil dayak yediklerini. Yani Türk ögretim görevlilerinin ne denli yobaz yöntemlerle halk yetistirdiklerini. Tabiiki yüz Türkten biri bi hata yapsin, hah, bundan da bu beklenirdi, bunlar zaten dayak yiye yiye ögrenirler, öyle de hayat felsefesi yaparlar, denmekte. Ögretim görevlilerinin ne denli siddet uygulamadiklarini anlatsan dahi kimse inanmiyor. Ayrica Almanlar, Türk kadininin büyük bir kisminin muntazamen kocasindan dayak yediklerine inanmaktalar. Genc kizlarimizdan biri basini örtse, hemen EEeeee, basini örtmezse dayagi yer, mecbur basini örtmek zorunda zavalli kiz, diye diyagnoz ediyorlar. Yani bu cocugunu döverek egiten hiyarlar yüzünden biz yurtdisinda alnimiz acik herhangi bir iddaa da bulunamiyoruz.

Biz sanli serefli OSMANLI torunlariyiz, Almanlar ise NAZI torunlari. Gel gelelim, onlar bu kavga muhabbetleri yüzünden Türk halkini her dalda yerden yere carpmaktalar. Buna sebep de kendi cocuguna adeta iskence yaparak büyüten ve kendini sirf o cocugun dogmasina sebep gösteren sebepten dolayi baba ünvanini almis olan ESEK ve ayni egitimi ona ögreten babasi ESEK tir.

Paylasim icin tekrar tekrar tesekkürler.

xHakanx

BOARD IMPARATORU

  • male

Posts: 1,650

Date of registration: Sep 22nd 2004

Location: İzmir / Almanya

Level: 45 [?]

Experience: 4,625,157

Next Level: 5,107,448

Danksagungen: 214

  • Send private message

Waage

4

Wednesday, July 28th 2010, 1:45am

Üffff hala hizimi alamadim yaff. Cocuk dövülürmü?? Benim de bi cocugum var, tamam, henüz 3 yasinda fakat otur, büyük insan gibi muhabbet et. Zaten gören 5 saniyor, 3 demeye bin degil, onbin sahit ister. Bazen isine gelmedimi yemekte otururken sinirlenirse olmadik seyler yapiyor. Yukarida Allah var, yemek masasina az yemegi sap diye dökmedi. Veya ictigi ne olursa olsun, ayran, cola veya gazoz, onu az yerlere veya masaya dökmedi. Sebebi, o an herhangi birsey isine gelmemis olmasi. Elim ayagim kirilsin, daha cocuga el kaldirmadim. Cooook sinirlendigim oldu ama daha el kaldirmadim. Oturur, yarim saat o konuyu tane tane konusurum, beni izleyen sinir krizi gecirir fakat o konusmayi o kadar uzatirim ki, cocuk iflas eder ve genelde omzumda aglamaya baslar. Fakat dayak, ASLA. Ne demekmis cocuk dövmek yafs.

Counter:

Hits today: 524 | Hits yesterday: 2,199 | Hits record: 9,256 | Hits total: 759,408 Average hits: 2,214.96 | Clicks today: 9,456 | Clicks yesterday: 21,936 | Clicks total: 6,416,123 | Clicks record: 60,478 | Clicks avarage: 18,713.85 Counter age (days): 342.85 | Counts since: Jun 18th 2011, 2:13pm

Zirve1 en iyi Türk Siteleri
Zirve1 en iyi Türk Siteleri