Elleri kınalı, yüreği yaralı annem... Bak ben geldim. Yine sana yazıyorum, yine seni anıyorum, benim bal anam, çiçek kokulu gül anam!
Tam yirmiyedi yıl oldu... Koskaca yirmiyedi yıl, sensiz, kokunsuz geçen yirmiyedi yıl anne... Her aklıma düşüşünde saatlerce ağladığım, her hata yapışımda, her mutlu oluşumda keşke yanımda olsaydın dediğim karagözlü, çileli anam... Her yalnız kalışımda, yüreğim burkulduğunda seni arıyorum canım anam... Ne vardı beni bir kere göğsüne yatırıp, saçlarımı okşasaydın? Ne vardı erkenden öte dünyaya göçüp gidecek? Bak şimdi yine sıkıldım yine daraldım. Sensizliğe hala alışamadım anam...
Sana günlerce mektuplar yazdım, şiirler yazdım. Arkandan gizli gizli ağıtlar yaktım, saatlerce ağladım. Yüce Rabb´ imin gücüne gitmesin, seni benden aldı diye sitemler bile etim anam... Ama yine tek üzülen ben oldum.
Canım anam elleri öpülesi, saçları koklanası... Bırak seni gerçekte görmeyi, rüyamda bile göremediğim, sütünü kana kana içemediğim birtanecik annem... Tam yirmiyedi yıl önce bu zamanlarda beni bırakıp gittin. Seni öyle merak edip, öyle özlüyorum ki anne! Bunu ne sana yazdıklarımla ne de haykırışlarımla anlatamam. Kokunu içime çekip, yanaklarını, ellerini, ayaklarını öpmek, dizlerinin dibinde ağlamak istiyorum. Herkes bayramlarda annelerinin babalarının mezarına gider, ben onu bile yapamıyorum anam... Mezarının yolları o kadar uzakta ki onu bile yapamıyorum.
Canım anam mekanın cennet, ruhun şad olsun. Mezarının toprağında kara dikenler değil, güller açsın. Sen rahat uyu anam... Ama unutma her zaman şu sol yanım çok acıyor anam sol yanım... Allah herkesin annesine babasına uzun ömürler versin. Anasızlıkta babasızlıkta çok zor...