You are not logged in.

Üyelik Açıldı !...Üyelik Açıldı !...Üyelik Açıldı !...Üyelik Açıldı !...

Dear visitor, welcome to ONUR BOARD. If this is your first visit here, please read the Help. It explains how this page works. You must be registered before you can use all the page's features. Please use the registration form, to register here or read more information about the registration process. If you are already registered, please login here.

ASiMELEK

.:: BOARD CHEF ::.

  • "ASiMELEK" started this thread

Posts: 78,690

Level: 71 [?]

Experience: 237,660,369

Next Level: 266,777,854

Danksagungen: 103052

  • Send private message

Skorpion

1

Saturday, October 18th 2008, 1:59am

SAFİYE AYLA (1907 - 1998)




SAFİYE AYLA (1907 - 1998)



Cumhuriyet döneminin en tanınmış kadın yorumcularından olan Safiye Ayla 1907 yılında İstanbul 'da dünyaya geldi. Fakat daha henüz doğmadan babası Mısırlı Hicazîzade Hafız Abdullah Bey’i kayıp etti. Sarayda yetişmiş olan annesinin üç yaşında iken ölmesi ile kötü talihi ile baş başa kalıyordu. Kimsesiz kalınca Bebek’teki Çağlayan Darüleytâmı’na (Yetimler Yurdu) veriliyor ve burada ilkokul tahsilini yaptıktan sonra, Bursa Muallim Mektebi’nde öğrenimini tamamladı. Kısa bir süre öğretmen olarak çalıştıysa da mesleğine devam etmedi.

Müziğe küçük yaşta piyano çalarak başladı. Mustafa Sunar, Yesari Asım Arsoy, Sadettin Kaynak, Selahattin Pınar, Udi Nevres Bey, Mesut Cemil Bey, Refik Fersan gibi üstatlarda nota, usul ve feyiz dersleri alarak musiki bilgisini ilerletti.
Darüttalim-i Musiki Heyeti’nin çalışmalarına katıldı. Heyet’in konserlere çıktı ve sesinin güzelliği ile ilgi çekti.
Çocukluğundaki talihsizlikler yerini parlak bir geleceğe dönüşmeye başlamıştı.Rakım Elkutlu 'dan dersler aldı.

1931 yılında Mulenruj gazinosunda ilk defa sahneye çıktı. Sahne konserlerini yıllarca sürdürdü; yurt dışında da konserler verdi. Piyasanın en çok aranan, en sevilen hanendelerinden biri oldu.
Hüseyin Sadettin Arel’in başkanlığı sırasında İstanbul Belediye Konservatuarı İcra Heyeti’nde görev aldı.
500’ü aşkın eseri plaklara okudu. Doldurduğu plaklar satış rekorları kırdı.

İstanbul ve Ankara radyolarında solist olarak ta program yapan Safiye Ayla 1950’li yıllarda Hocası Rakım Elkutlu ile anılarını Radyo Haftası adlı dergide yayımladı.

Safiye Ayla 1950 yılında Şerif Muhittin Targan’la evlendi. Muhittin Şerif Targan, 1892–1967 yılları arasında yaşamıştır.
Besteci, virtüöz, profesör, portre ressamı, Irak Konservatuarı kurucusudur. Targan, son Mekke emiri Şerif Ali Haydar Paşa'nın oğludur.

1960’lı yıllarda Hürriyet gazetesinde yayımlanan anıları da sonradan 'Safiye Ayla’nın Anıları' adıyla kitaplaştırıldı.
Safiye Ayla Cumhuriyet döneminin ilk akla gelen hanendelerinden biri ve bu dönemin en ünlü kadın okuyucusudur.
Sanatının çok dikkate değer bir yönü de çok düzgün bir diksiyonla okumasıydı. Safiye Ayla bütün bu özellikleriyle Türk musikisinin unutulmaz hanendeleri arasında yer almıştır.

Safiye Ayla, “Çile Bülbülüm Çile” ve “Yanık Ömer” gibi şarkıların da aralarında bulunduğu kendisiyle özdeşleşen pek çok eser yorumladı. Bu yorumlar bugün de musikişinasların gönlünde yaşamaya devam ediyor.
Ayrıca kendi bestesi olan "Gönül şarkıları" ve "Aşk yaprağına konarak koza öresim gelir” eserlerle musikiye damgasını vurmuştur.
Hacı Arif Bey sonrasının şarkı bestecilerinin eserleri ile fantezilerini olduğu kadar Rumeli türküleri ile klasik eserleri ulu önder Atatürk 'ün beğenisini kazanmış ve fırsatta Atatürk huzuruna davet eder ve Safiye Ayla 'yı dinlerdi.

Florya'daki köşkünde Atatürk'ün huzurunda müthiş bir konser vermişti. O coşku içinde 'Yanık Ömer' şarkısını öyle bir okumuştu ki, adeta mest olmuştu Atatürk. Bir daha, bir daha söyletmişti aynı şarkıyı. Sonra da yanına çağırmıştı.
" Beni çok duygulandırdın Safiye " demişti " Bu şarkını büyük bir orkestra ile okursan bütün dünyaya dinletebilirsin" .
Bunu yapmanı istiyorum senden'. demişti. Atatürk öldükten sonra bu vasiyeti yerine getirmek için harekete geçti. Safiye Ayla. Ne kültür bakanlıkları kalmış, ne de diğer bakanlıklar. Önüne gelen her devlet büyüğüne anlatmıştı bu olayı. Ve Safiye Ayla, Atatürk'ün çok ama çok sevdiği 'Yanık Ömer' konusundaki vasiyetini yerine getirememişti. Ayla ölene kadar da bunun acısını hep yüreğinde taşımıştı. Atatürk her defasında olduğu gibi musikimizin uluslar arası düzeyde olmasını istiyordu. Bu da milli kültürün bir parçasıydı onun için Safiye Ayla ' ya bu vasiyeti vermişti Ancak musikimizi Safiye Ayla gibi sanatçılarla Avrupa ' ya tanıtabileceğini düşünmüştü.





Halit Umar'ın Erol Mollaibrahimoğlu'na yazdığı bir mektuptan bir bölüm : ( Yıl 2006 Eylül Dergisi - Sayı:63 )

Kapı çalınıyor, faytondan inen ince uzun bir bayan giriyor içeri. Esmer mi esmer, kara kuru. Babam "Kara Kızım, hoş geldin." diyor ve uzun, sessiz bir kucaklaşma oluyor. Annem acele yemek hazırlıyor. Sofra kuruluyor, ama o neredeyse hiçbir şey yemiyor, konserden sonra, diyor. Konser? Ne demek bu? (Bu gelen kişi hiç şüphe yok ki Safiye Ayla 'idi )

Ama sıcak, korkusuz, yabancılık çekilmeyen sıcak bir söyleşi ve yakınlaşma oluyor çocukla onun arasında. Çocuk yaramaz! Hiç ilgisi olmayan yer ve anda bir soru soruyor:

— Sen Atatürk'ü gördün mü?
— Gördüm
— Korktun mu?
— Evet
— Çok mu korktun?
— Evet, çok korktum.
— Nerede gördün? Neden korktun?
Sonra anlatıyor neden korktuğu:

— Atatürk bir gün İstanbul'a gelmiş. Beni çağırmışlar. Ben o sıralarda üç dört plağı yayımlanmış, müzik dünyasıyla yeni tanışmış bir ses sanatkârıyım. Beni özel olarak alıp Atatürk'ün sofrasının kurulduğu bir yere götürdüler. Sonra çağırdılar beni. Yanında boş bir iskemle vardı. "Gel, yanıma otur bakalım" dedi. Gözlerine bakamıyordum, büyülenmiştim. İncecik bir ses, nazik, sevecen, askerden çok şairi andıran biri idi ama ne de olsa Atatürk'tü. Çekingenliğimi anlamış kalkıp beni yanına oturtmuştu. Sesimi beğendiğini, plaklarımı dinlediğini söyledi. "Bu akşam benim için bir şarkı okur musun?" dedi. "Emredin paşam, ne isterseniz okurum."diye yanıtladım ama ellerim buz gibi,aklım başımdan gitmiş, onca erkeğin arasında bir kız çocuğuyum. Yurdumun Atası, kolay değil bu sofrada onunla yan yana oturmak.
— O halde bana Mâni oluyor hâlimi takrire hicabım adlı parçayı oku.
Ben bu parçayı bilmiyordum. Şimdi ne olacak? Yer yarılsa yerin dibine insem. Daha iyisi hemencecik ölsem de hicabımı tekrar yaşamasam.
"Bilmiyorum o parçayı paşam" diyebildim ama dünyam kararmıştı. Ben nasıl oldu da 'Ne isterseniz okurum' demiştim. Ne büyük ve affedilmez bir yanlıştı bu yaptığım! Bana daha da yaklaşarak bu şarkıyı çok net bir şekilde okudu.İnanın bütün güfteyi ve şarkıyı o sofrada öğrendim. Daha sonra da birlikte okuduk. Bana, çağrısına geldiğim ve şarkı okuduğum için teşekkür etti üstelik. Bu güzel şarkıyı onu her hatırlayışımda okurum.

Makam: Hicazkâr
Müzik : Tatyos Efendi

MANİ OLUYOR HALİMİ TAKRİRE HİCABIM
ÜZME YETİŞİR ÜZME FIRAKINLA HARABIM
MAHVOLDU SÜKUNUM BENİ TERK EYLEDİ HABIM
ÜZME YETİŞİR ÜZME FİRAKINLA HARABIM

Çocuk dayanamadı:

— Bana da okur musun?
— Söz veriyorum bu akşam okuyacağım.

Akhisar'da ara sıra gittiğimiz bir yer vardı, büyük bir yer. Adına Tayyare Sineması diyorlardı. Rüzgâr Gibi Geçti filmi gösterilmiş, Tütün Bank'ın yaptığı bir çekilişte, ben de orada o muhteşem filmi hiçbir şey anlamadan ilk kez görmüştüm (daha sonra anlayarak belki on kez gördüm!). Oradan biliyorum Tayyare sinemasını. Bir de yanındaki
hâlâ hayallerimi süsleyen parkı ve kameriyeyi onunla bütünleştiriyorum.
Yemekten sonra faytonlar geldi. Tayyare sinemasına gittik. Saz heyeti son derece etkileyici bir giriş yaptı. Safiye Ayla sahneye çıktı;gerçekten büyüleyici bir sesle kısaca yukarıda yazdıklarımı anlattı ve;

" Şimdi aziz Atamızın ruhunu şad etmek ve sevgili Halit Umar'a verdiğim sözü tutmak için sizlere di. Mâni Oluyor Hâlimi Takrire Hicabım adlı şarkıyı okuyarak programıma başlıyorum, "

14 Ocak 1998’de, İstanbul 'da yaşamını yitiren Türk sanat musikisinin unutulmaz seslerinden Safiye Ayla’nın 30 trilyon liralık (30 milyon YTL) mirası, 1968 yılında hazırladığı vasiyetname üzerine Türk Eğitim Vakfı’na bağışlandı.
Tüm mal varlığını eğitime başlayan Safiye Ayla'nın adına kurulan fondan, bugüne kadar yüzlerce genç yararlandı.
Güzel Sanatlar, Müzik ve Resim bölümlerinde okuyan 100 gence de burs verilmektedir. Mezarı Zincirlikuyu’dadır.


Yanık Ömer

Makam: Hüseyni
Usul: Aksak
Söz ve Müzik: Saadettin Kaynak


YANIK ÖMER, HER SAVAŞTAN BİR YARA TAŞIYOR;
YANIK ÖMER, YİĞİT ÖMER ÖĞÜNMEDEN YAŞIYOR.
KURTULUŞ SAVAŞINDA YİRMİ SEKİZ YAŞINDA,
MANGASININ BAŞINDA, TAŞIYOR...
YANIK ÖMER, YİĞİT ÖMER SİPERLERİ AŞIYOR.

SAVAŞ BİTER. YANIK ÖMER KÖYE DÖNER;
KÖYLÜ BÜTÜN BAYRAM EDER.
YANIK ÖMER KUTLULANIR;
NİŞANLISI MUTLULANIR.

YANIK ÖMER ATTAN İNER,
PEMBEGÜL'E BAĞLAR KEMER;
KÖYLÜLERE GİDER HABER
DÜĞÜNE, DÜĞÜNE!...

ELİNE KINA YAKAR, BAŞINA TELLER TAKAR;
BELİNDE ALTIN KEMER, ÖYLE ALANA ÇIKAR.
PEMBEGÜL ALLANIR, PULLANIR;
YANIK ÖMER'İN KÖYÜNE DÜĞÜN ALAYI YOLLANIR.



GÖNÜL ŞARKILARI

Sofyan
Safiye Ayla
Ramazan Gökalp Arkın


Seninle doğan güldür bu gönül
Ah bu gönül şarkıları
Dilimdeki bülbüldür bu gönül
Ah bu gönül şarkıları

Doğdu sevgi tasında gönül
Bir gençlik masasında
İkimiz arasında gönül
Ah bu gönül şarkıları

Kavuşmanın tadını
Ayrılık feryadını
Taşır senin adını bu gönül
Ah bu gönül şarkıları

Counter:

Hits today: 3,777 | Hits yesterday: 4,765 | Hits record: 21,628 | Hits total: 5,147,415 Average hits: 4,014.21 | Clicks today: 15,240 | Clicks yesterday: 15,914 | Clicks total: 43,970,606 | Clicks record: 177,791 | Clicks avarage: 34,290.5 Counter age (days): 1,282.3 | Counts since: Jun 18th 2011, 2:13pm

Zirve1 en iyi Türk Siteleri
Zirve1 en iyi Türk Siteleri